|
Depresyon
İnsanların yaklaşık %15’i hayatı boyunca depresyona
yakalanma riski taşır. Depresyon hastalığı kadınlarda
erkeklerden yaklaşık 2 kat daha fazla görülür. Neredeyse
her 4 kadından birisinin hayatı boyunca depresyona
yakalanma ihtimali vardır. Kadın erkek arasındaki bu
farklılığın nedeni tam olarak ortaya konamamakla
birlikte, cinsiyetler arasındaki genetik ve hormonal
farklılıklar, çocuk doğurmanın etkileri, cinsiyetleri
etkileyen toplumsal ve sosyal özellikler ve bazı
davranış modellerinin etkisinin olduğu düşünülmektedir.
Depresyon kişi için ağır sıkıntılar oluşturması yanında
kişinin işlevselliğindeki bozulma ile ciddi manevi ve
maddi kayıplara yol açan bir hastalıktır. Önümüzdeki
yıllarda depresyonun en sık görülen hastalıklar arasında
ilk sıralar çıkması beklenmektedir. Bu kadar ciddi
sonuçları olmasına rağmen ne yazık ki depresyon
hastalarının çoğu uygun ve yeterli bir tedavi
almamaktadırlar.
Klinik olarak depresyon; üzgün, mutsuz hissetme,
ağlamaklı görünüm, kendine ve çevreye karşı ilgisizlik,
yorgunluk, enerji kaybı, kendini değersiz, işe yaramaz
hissetme, kendini suçlama, dikkatini toplamakta zorluk
yaşama, unutkanlık, ölüm düşünceleri, uyku bozukluğu,
iştah değişiklikleri, kişinin ailesi ve çevresiyle
ilişkilerinde bozulma, gündelik işlerini ve mesleki
görevlerini yerine getirmede güçlük yaşama gibi
belirtilerin bir kısmının belirli bir süre devam
etmesiyle kendini gösteren bir durumdur.
Çocuk ve ergenlerde depresyon:
Çocuk ve ergenlerde depresyon yukarıda belirttiğimiz
klasik belirtilerden çok daha farklı bir tablo ile
kendini gösterebilmektedir. Bu dönem depresyonlarında,
okula gitmeme isteği, ders başarısında düşme, okuldan
kaçma, sinirlilik, huzursuzluk, uygunsuz davranışlar,
karşı gelme, zarar verici davranışlar, madde kullanımı
gibi belirtiler görülebilir.
Yaşlılıkta depresyon:
Yaşlılıkta görülen depresyonlarda bedensel belirtiler,
huzursuzluk, fiziksel ve zihinsel faaliyetlerde
yavaşlama ön planda olabilir.
Tedavi:
Hastalar ayaktan veya yatırılarak tedavi edilebilirler.
Eğer hastanın intihar düşünceleri, kendisine ya da
çevresine zarar verme riski varsa, hastanın kendisine
bakma ve beslenmesinde büyük oranda bozulma olmuşsa,
hastalığın klinik özellikleri hızlı ilerliyorsa, destek
sistemlerinde kayıplar varsa yatırılarak tedavi
edilmelerini gerektirebilir.
Kognitif- davranışç terapi ve kişiler arası terapi
yöntemleri uygulanabilir.
İlaç
tedavileri:
Antidepresanlar:
Seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI)
Serotonin noradrenalin geri alım inhibitörleri (SNRI)
Noradrenalin ve serotonin geri alım inhibitörleri
Trisiklik antidepresanlar
Monoamin oksidaz (MAO) inhibitorleri
EKT
(elektrokonvulsif tedavi)
EKT
major depresif bozukluk (depresyon), manik epizod ve
diğer bazı ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan
etkin ve güvenilir bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemle
ilgili yanlış bilgiler, önyargılar, basın tarafından
yayınlanan yanlış, tahrik edici yazılar, hatta işkence
yöntemi gibi gösterilen karalamalar nedeniyle hasta ve
hasta yakınları EKT den korkmakta, hekimlerin
(psikiyatri uzmanları) bir kısmı bu tedavi yöntemini
uygulamaktan kaçınmakta hatta hiç bilmemektedir. Hiçbir
kanıt olmamasına rağmen EKT’nin beyin hasarına yol
açtığına dair çok sayıda yanlış bilgi yayınlanmıştır.
Bütün tedavilerde olduğu gibi EKT uygulanma kararı
alınırken kar-zarar hesabı yapılarak karar verilmelidir.
Önyargılar, korkular nedeniyle bu tedaviden fayda
görebilecek bir hastaya uygu olan tedavi yöntemini
uygulamamak ciddi bir tıbbi hatadır.
Depresyonu olan hastalar, ilaç tedavisine yanıt vermiyor
ya da tedaviyi tolere edemiyorsa, ağır ve ya psikotik
semptomlar varsa, intihar ve başkasına zarar verme riski
varsa, belirgin huzursuzluk, beslenmeme, ilaç
kullanmanın sakıncalı olacağı gebelik durumlarında ve
hızlı etki gerektiren durumlarda EKT ilk tedavi olarak
değerlendirilebilir.
EKT
tedavisi elektriksel uyarımla hastalarda nöbet
oluşturulmasıyla etki gösteren bir yöntemdir. Tedavi
genellikle haftada 3 defa uygulanır, hastanın durumuna
göre seanslar daha sık veya daha seyrek yapılabilir.
Depresyonda genellikle 6-12 uygulama yapılır. Gereken
durumlarda daha fazla sayıda da uygulanabilir. Tedavi
genellikle anestezi altında uygulandığı için hastalar
tedavi sırasında her hangi bir acı hissetmezler.
EKT’nin kesinlikle uygulanmaması gereken bir durum
(mutlak kontraendikasyon) yoktur. Ancak yeni geçirilmiş
kalp krizi ve bazı beyin olaylarında risk yüksek olacağı
için uygulanmaz.
EKT’de ölüm oranı her tedavide %0.002 dir.
EKT’nin yan etkileri:
Geçici hafıza kaybı: Tedaviyle oluşan hafıza kayıpları
kısa sürede geriye dönmekte, uzun süren vakalarda bile 6
ayda normalleşmektedir.
Kalp
ritm bozuklukları
Kas
ağrıları
|