Dr. Yunus HACIMUSALAR

                 Psikiyatrist

Ana Sayfa    İletişim    Hakkımda    Tedavi Alanları    Danışmanlık


 

 Psikiyatrist mi Psikolog mu?

 Psikiyatrik ilaçlar bağımlılık  yapar mı?

 Psikiyatrik hastalıklarda kullanılan tedavi yöntemleri

 Terapi mi? İlaç mı?

 Psikiyatriste ne zaman bavurmalıyım?

Panik bozukluk

Depresyon

Yaygın anksiyete bozukluğu

Uyku bozuklukları

Demans (bunama)

Dikkat eksikliği

Şizofreni

Bipolar affektif bozukluk

Obsesif kompulsif bozukluk

Çocuklarda tuvalet eğitimi

Cinsel işlev bozuklukları


Anksiyete nedir?

Anksiyete terimi iç sıkıntısı, endişe, korku veya kuruntunun yarattığı belirgin huzursuzluk hali olarak tanımlanmıştır. Anksiyete (anxiety) Latince ‘boğulma’, ‘tıkanma’, ‘sıkışma’ anlamına gelen ‘angere’ kökünden türetilmiştir. Türkçede can sıkıntısı, bunaltı veya hoş olmayan heyecansal bir endişe hali olarak da tanımlanabilir. Anksiyete gündelik yaşamın normal ve kaçınılmaz bir parçasıdır. Anksiyetenin ruhsal ve bedensel belirtileri vardır. Ruhsal belirtiler endişe, konsantrasyonda bozulma, heyecan, çabuk irkilme, kötü bir haber alacağı beklentisi, çıldırma hissi, ölüm korkusu gibi belirtilerden oluşurken, fiziksel belirtileri çarpıntı, tansiyon değişiklikleri, titreme, sarsılma, ağız kuruluğu, bulantı, yüzde kızarma, baş dönmesi, yerinde duramama, yutma güçlüğü ve uyku bozukluğudur.

Normal ve patolojik anksiyete arasındaki sınırlar tartışmalı bir konudur. Normal anksiyete organizmayı koruyan sistemin bir parçasıdır ve tehdit edici olarak algılanan bir olayın varlığında organizmanın tehdit ediciyle savaşmasını veya ondan kaçmasını sağlamak için ortaya çıkar. Genel olarak süreğenleşmiş, kişiler arası ilişkilerde bozulmalara neden olan, kişinin verimini düşüren, günlük hayatı etkileyen, fiziksel belirtilerin de eşlik ettiği durumlar patolojik anksiyete olarak değerlendirilmektedir.

Anksiyete bozuklukları genel toplumda psikiyatrik hastalıklar içinde en sık görülen grubu oluşturmakta ve büyük ölçüde fonksiyonel bozulma ve distresle sonuçlanmaktadır.

Yaygın anksiyete bozukluğu

Yaygın anksiyete bozukluğu (YAB) hem psikolojik hem de fiziksel (somatik) semptomları olan bir bozukluktur. En temel özelliği aşırı ve kontrol edilemez endişenin bulunmasıdır. Psikolojik semptomlar; sürekli endişeli bekleyiş, günlük olaylar ve aktivitelerle ilgili aşırı kaygı, huzursuzluk, irritabilite, kolay yorulma, düşüncelerini yoğunlaştırmada zorluk çekme ve uyku bozukluğudur. Psikolojik belirtiler çoğu zaman tabloya hakim olan belirtilerdir. Fiziksel belirtiler iki sisteme bağlı olarak ortaya çıkar: kas gerginliği ve otonomik aşırı uyarılmışlık. Kas gerginliği omuzlarda ve sırtta kas ağrılarına ve tremora neden olabilir. Özellikle başın ön ve yan bölgelerinde hissedilen gerilim baş ağrılarına yol açabilir. Otonomik aşırı uyarılmışlık tüm sistemleri etkileyebilir ve terleme, kalp çarpıntısı, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı, hızlı soluk alıp verme, ağız kuruluğu gibi semptomlar oluşur.

YAB’nin yıllık görülme oranı yaklaşık olarak %3, hayat boyu görülme oranı ise %5 civarındadır. Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülmektedir. YAB sıklıkla diğer psikiyatrik bozukluklarla birliktelik göstermektedir. Depresif bozukluklar, diğer anksiyete bozuklukları, alkol ve madde bağımlılıkları birlikte görülen diğer bozukluklardır.

YAB sıklıkla genç erişkin dönemde başlar. Bozukluk çoğunlukla kronik bir seyir gösterir ve zaman zaman alevlenmelerle gider. YAB yaşam kalitesinde önemli bozulmalara yol açar. YAB’nin gidişinin kronik, düzelme oranlarının düşük olması bu bozukluğun prognozunun kötü olabileceği sonucunu doğurur. Prognozu kötüleştiren diğer faktörler: eşlik eden psikiyatrik bozukluklar, hastalık süresinin uzun olması, birlikte bulunan kişilik bozuklukları ve kötü sosyal uyumdur.

Hastalığın seyri:

Hastalık çoğu vakada kronik, tekrarlayıcı özellik gösterir, belirtiler stresle birlikte tekrar alevlenebilir. Anksiyete bozuklukları ve depresyon dikkate alındığında içlerinde seyri en kötü hastalıktır. Hastalığın kronik özelliği nedeniyle iyilik hali sağlanan hastalarda uzun süreler tedaviye devam etmek uygun olacaktır. Hastalığın erken tanınması, uygun tedavinin başlanması prognoz üzerinde olumlu etki göstermektedir.

Eşlik eden diğer psikiyatrik hastalıklar

YAB’ye en sık (%60) majör depresyon eşlik etmektedir. Bunun yanında, somatoform bozukluklarda sıklıkla birliktelik gösterir.

Tedavi:

Kognitif- davranışçı, içgörü yönelimli ve destekleyici psikoterapiler. Başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi.

İlaç tedavileri:

Antidepresanlar:

Seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI)

Serotonin noradrenalin geri alım inhibitörleri (SNRI)

Noradrenalin ve serotonin geri alım inhibitörleri

Trisiklik antidepresanlar

Monoamin oksidaz (MAO) inhibitorleri

Buspiron

Benzodiazepinler

Beta blokerler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

web siteleri:

http://www.psikiyatriktedavi.net

http://www.psikiyatrist.tk

http://www.psikolojiktedavi.com

http://www.hacimusalar.com

Intercambios de enlaces